Bir otelde gizemli salgın: Lejyoner hastalığı
1976'da Philadelphia'da bir emekli asker kongresinden sonra onlarca kişi öldü; suçlu, otelin klima sistemindeki bir bakteriydi.
> hekim blog --hepsi
Bir otelde patlayan salgından kendi kalbine kateter sokan asistana; tıp tarihinin unutulmaz anları ve her tıp öğrencisinin bilmesi gereken kavramlar. Kısa, kaynaklı, atıf yapılabilir.
1976'da Philadelphia'da bir emekli asker kongresinden sonra onlarca kişi öldü; suçlu, otelin klima sistemindeki bir bakteriydi.
Kalp kası hücrelerinin yılda ancak %1 kadarı yenilenir; ömür boyu çoğu aynı hücrelerle yaşarsın.
Her gözünde fotoreseptörü olmayan bir delik var, ama beynin onu sürekli boyadığı için hiç fark etmiyorsun.
Hiç hastalanmayan bir aşçı, Mary Mallon, yemek yaptığı evlerde onlarca kişiye tifo bulaştırdı.
Tek bir hasta, Henry Molaison, belleğin beyinde tek bir yerde durmadığını kanıtladı.
1847'de el yıkamayı öneren Semmelweis'e meslektaşları güldü; bugün enfeksiyon kontrolünün babası sayılıyor.
John Snow 1854'te bir haritayla kolerayı bir su pompasına bağladı ve epidemiyolojiyi başlattı.
Barry Marshall, ülserin bakteriyle olduğunu kimse inanmayınca Helicobacter kültürünü kendisi içti.
CO zehirlenmesinde parmaktaki oksimetre %98 gösterebilir, hasta ise dokusu oksijensiz kalırken.
Orak hücre geninin tek kopyası sıtmaya karşı koruduğu için bu hastalık geni Afrika'da yaygın kaldı.
Ölümden sonra kaslar kasılmadığı için değil, gevşeyemediği için katılaşır.
1929'da 25 yaşındaki asistan Werner Forssmann, kendi kolundan kalbine kateter itti ve röntgen çekmek için merdiven indi.
1922'de 14 yaşındaki Leonard Thompson, insülin enjeksiyonuyla hayatta kalan ilk tip 1 diyabet hastası oldu.
Meşhur "primum non nocere" Hipokrat Yemini'nde geçmez.
Tek bir aspirin, dolaşımdaki trombositlerin enzimini kalıcı olarak kapatır; etki yeni trombositler gelene kadar sürer.
1950'lerin sonunda gebelere "zararsız" diye verilen bir uyku ilacı, binlerce bebeğin kol ve bacakları gelişmeden doğmasına yol açtı.
Bilinen en güçlü toksinlerden biri olan botulinum toksini bugün migren ve spastisite tedavisinde kullanılıyor.
REM uykusunda beynin seni bilerek felç eder, yoksa rüyalarını yatağında oynardın.
1717'de İstanbul'da çiçek hastalığına karşı "aşılama" gören bir İngiliz elçinin eşi, bu yöntemi Avrupa'ya taşıdı.
Karaciğerin üçte ikisi çıkarılsa bile birkaç hafta içinde kütlesini büyük ölçüde geri kazanır.
Papua Yeni Gine'de bir kabilede görülen "gülen ölüm" hastalığı, insanlığın prionlarla tanışmasını sağladı.
Yenidoğan sarılığında mavi ışık, bilirubinin şeklini değiştirip idrarla atılabilir hâle getirir.
1848'de bir demir çubuk Phineas Gage'in kafasını delip geçti; hayatta kaldı, ama arkadaşlarına göre "artık Gage değildi".
Yaklaşık her 10 bin kişiden birinde organlar ayna görüntüsü gibi yer değiştirmiş: situs inversus.
1465'te Amasyalı Sabuncuoğlu Şerefeddin, ilk resimli Türkçe cerrahi kitabını yazdı.
İbn Sina'nın el-Kanun'u Avrupa tıp fakültelerinde yaklaşık 500 yıl ders kitabı olarak okutuldu.
1951'de Henrietta Lacks'ın tümöründen izni alınmadan alınan hücreler hâlâ dünyanın her yerindeki laboratuvarlarda çoğalıyor.
Fleming 1928'de tatilden dönünce bir petri kabındaki küfün bakterileri öldürdüğünü gördü; penisilinin ilaç olması ise 12 yıl daha sürdü.
1950'lerde Japonya'nın Minamata kentinde kediler "dans ederek" ölmeye başladı; ardından insanlar hastalandı.
Ampütasyon geçirenlerin çoğu, artık olmayan uzvunu hissetmeye devam eder; bazıları ona ağrı duyar.
> eşleşen yazı yok. Başka bir kelime dene.